Sezon Finali ve Perde Arkası..  (TBF Bisiklet Dergisi, Eylül 2011)

 

Yaz ayları ile birlikte bisiklet severlerin ekran başında buluştuğu, yıldız isimler arasında el değiştiren liderlik mücadelesiyle herbiri 21 günlük arkası yarın kuşağına dönüşen grand turların sonuncusu İspanya Turu’nun tamamlanmasına, bir anlamda yol bisikletinde 3.sezon finaline sayılı günler kaldı.

İtalya ve Fransa Turu arasında 33, Fransa ve İspanya Turu arasında ise var olan 27 dinlenme gününün, uzun bisiklet takvimini takip eden izleyicilere ekran başından biraz uzaklaşıp soluklanma fırsatı tanıdığına şüphe yok. Ancak, neredeyse bir ay arayla her biri 3 hafta süren üç büyük turun ikisinde boy gösteren pek çok bisikletçi için bu süre tam bir toparlanma anlamına gelmiyor. Yıl boyunca 30-35 bin km arasında pedal çeviren bisikletçiler için bu turların herbiri bisiklet üzerinde 3400 km ve 85 saati aşkın mücadele anlamına geliyor ki bir yada iki dinlenme gününü bir kenara koyarsak, gün aşırı ortalama 150 km yol kateden bisikletçilerin tur boyunca sürdürdükleri yüklenme şiddetleri araştırmalara da konu oluyor.

Bu araştırmalardan en çarpıcı olanı 2001 yılında 5 ay içinde İtalya Turu (Mayıs), Fransa Turu (Temmuz)  ve İspanya Turu’nu (Eylül) tamamlamayı başaran 30 yaşında profesyonel bir bisikletçiyi konu alıyor. Sporcu 1 ay öncesinde maksimal egzersiz testine alınıyor ve solunumsal eşik değerlerine göre üç farklı şiddet aralığı için kalp atım değerleri hesaplanıyor. Her üç tur ile birlikte yarışma içi kalp atım değerleri gün ve gün kaydediliyor. Bu verilere göre egzersiz şiddetinin düşük (%70 VO2max), orta (%70-90 VO2max) ve yüksek (%90 VO2max) olmak üzere üç şiddet düzeyi için sınıflandığı araştırma sonuçları; sporcunun 90 saat 44 dk’da sonlandırdığı İtalya Turu için 1., 2. ve 3. şiddet düzeyinde geçirdiği ortalama sürenin, sırasıyla toplam zamanın %76,  %21 ve %3’üne karşılık geldiği gösteriyor. 88 saat 23 dk’da tamamladığı Fransa Turu için dağılım %63, %35 ve %2 iken, 72 saat 59 dk’da finişe ulaştığı İspanya Turu için %52, %40, %8 olarak bulunuyor. 10 yıl içinde 3 grand turu bitirmeyi başaran sporcu sayısı iki elin parmaklarını geçmediği için, bu veriler etaplı bir yarış boyunca tekrar eden günlerde sporcuların karşı karşıya kaldığı yarış içi fiziksel zorlanma düzeyine dair ip uçları vermesi nedeniyle de önem taşıyor. Toplam yarışma zamanı ve şiddet düzeylerinin bilinmesi üç önemli tur arasında karşılaştırma yapmayı da mümküm kılıyor. Buna göre, genel zorluk düzeylerinin her üç yarış için de benzer olduğu sonucuna varılıyor. Örneğin İspanya Turu, o yıl İtalya ve Fransa Turu toplam zamanından %20 daha kısa sürede sonlanmasına rağmen 1.şiddet düzeyinde geçen zamanın daha kısa, buna karşın 3. şiddet düzeyinde yüklenme süresinin fazla olması genel zorluk düzeyini de arttırıyor. Sporcunun tur boyunca zamanının çoğunu aerobik metabolizmanın etkin olduğu yani maksimal oksijen kullanma kapasitesinin %70’inin altındaki egzersiz şiddetinde geçirmesi yapılan işin kolay olduğu gibi bir yanılgıya neden olmasın. Öncelikle sporcunun takımda üstlendiği rol ile sürdürdüğü egzersiz şiddeti arasındaki ilişkiye dikkat çekmekte fayda var. Örneğin araştırmaya konu olan bu sporcu “domestique” olarak adlandırılan yani takım liderini yarışın sonlarına dinlenik getirmek için düz ve tırmanış etaplarında varını yoğunu ortaya koyan bir role sahip ve çoğunlukla yarışın başındaki üçte ikilik bölümde sorumluluğu daha fazla. Takım lideri konumundaki bir sporcunun ise yarışın sonlarında 30 dakikayı aşan süre boyunca yüksek şiddetli tempoyu sürdürme becerisi göstermesi bekleniyor ki bu da muhtemelen Lider konumundaki bu sporcuları aynı sezonda grand turlarda üçleme yapmaktan alı koyan en önemli etken. Diğer yandan, bu düzeydeki dayanıklılık sporcuları antrenmanlar ile üstün bir kalp dolaşım sistemi adaptasyonu sergilediği gibi hücre içi adaptasyonlar ile oksijen ve enerjiyi daha verimli kullanma ve bu sayede ağır yüklenmeleri antrene olmayan kişilere göre daha düşük kalp atımında gerçekleştirme becerisi de kazanıyor. Sezon içinde yoğun yarışma döneminin etkisini dinlenme kalp atım değerlerindeki düşüş ile gözlemek de mümkün. Öyleki bu araştırma da dahi sporcunun ilk iki turda ortalama 47 atım/dk olan dinlenme kalp atımı, son katıldığı tur için ortalama 37 atım/dk olarak ölçülüyor. Şayet yüklenme şiddeti de düşük olsaydı, diğer iki tura oranla kendisini fazla zorlamadığı ve daha hızlı toparlandığı düşünülebilirdi. Aksine sporcunun bu son turda  2. ve 3. şiddet düzeyinde geçirdiği sürenin daha uzun olması, dinlenme kalp atımındaki düşüşün ağır yüklenmelere fizyolojik yanıtın göstergesi olduğu düşüncesini de haklı çıkarıyor. İlgi çeken diğer bazı sayısal veriler ise şöyle. Hemen hemen tüm profesyonel bisikletçiler için standart kabul edilen ve vücut ağırlığı başına 12 gr karbonhidrat, 3 gr protein ve 2 gr yağdan oluşan yarış dönemi günlük besin alımı 25-30 MJ aralığında enerjiye karşılık geliyor (1MJ (megajoule)=238.8 kilokalori). Karşılaştırma yapabilmek için sağlıklı sedanter genç yetişkin bir erkek için günlük enerji ihtiyacının 9 MJ civarında olduğunu belirtmekte fayda var. Tur öncesi ve sonrası vücut ağırlığı ve vücut yağ yüzdesi ise sırasıyla 72.5-68.2 kg ve %9.0-8.5 (İtalya Turu), 69.9-68.8 kg ve % 8.7- 8.4 (Fransa Turu), 68.0-67.9 kg ve %8.4-8.3 (İspanya Turu) olarak ölçülüyor ki bu yüksek enerjili diyete rağmen alınan ve harcanan arasında güç bela bir denge kurulabildiğini gözlemek mümkün. Araştırmalar glikojen depolarının 24 saati bulan yenilenme sürecinde, yarışma sonrası ilk 6 saatin önemine dikkat çekerken vücut ağırlığı başına en az 1.1 gr karbonhidrat ve 0.35 gr protein alınması tavsiye ediliyor. Sedanter bir bireye göre 3 misli besin alımı anlamına gelen bu yüksek enerji ihtiyacının tümünü karşılamak için bir etabın tamamlanmasından diğer etabın başlangıcına kadar 18 saatlik süre olduğunu hatırlamakta yarar var. Besin alımı büyük oranda sporculara özel formule edilen konsantre besinler ile karşılanıyor olsa da, sindirim sisteminde sorunları beraberinde getirmesi kaçınılmaz. Artan besin ve oksijen alımı sonucu oluşan bir diğer sorun ise hücre düzeyinde yaşanıyor. Çoğunluğu 1. şiddet düzeyinde geçen diğer bir değişle aerobik yani oksijenli yol ile enerji üretiminin etkin olduğu uzun süreli bisiklet müsabakalarıyla birlikte oksijen alımının artmasına bağlı olarak besinlerin oksidasyonu sonucu açığa çıkan metabolik yan ürünler de artış gözleniyor. Serbest radikaller, reaktif oksijen ve nitrojen türlerinin artmasıyla tanımlananan oksidatif stresin hücre membranında hasara neden olduğu ve bunun da kassal yorgunluk, ağır egzersiz sonrası toparlanmanın gecikmesi ve hatta DNA hasarı, kanser hücrelerinin oluşumu ve yaşlanma gibi sonuçları doğurduğu biliniyor. 1978 yılında egzersize bağlı oksidatif stresi ilk kez ortaya koyan Dillard ve arkadaşlarının %25-70 VO2max şiddet aralığında sürdürülen 60 dk’lık bisiklet egzersizi sonrasında serbest radikal üretiminin 1.8 kat arttığına işaret etmesi ardından, etaplı yarışları mercak altına alan araştırmalara da rastlıyoruz. İspanya Turu’na katılan 8 bisikletçide gözlenen oksidatif DNA hasarına ilişkin bulguları yorumlayan bir araştırma, turun ilk iki haftasında oksidatif streste belirgin bir artış olduğunu, 3. haftasında ise bu değerlerin nerdeyse başlangıç düzeyine gerilediğini gösteriyor. Şiddetli egzersizin sağlığı olumsuz etkilediği bilinen serbest radikal üretimini ve oksidatif stresi tetiklediği fakat diğer yandan bu ek stresle başa çıkmak için vücudun antioksidan savunma sistemlerini de devreye sokan bir adaptasyon mekanizmasını geliştirdiği biliniyor. Bu nedenle 3.haftada düşüş gösteren değerler bu adaptasyon mekanizmasıyla açıklanabileceği gibi, yarışın son haftasında egzersiz şiddetinin düşmesinin bir sonucu olarak da yorumlanabilir. Bir diğer araştırma ise 5, 8 ve 21 gün süren üç farklı etaplı yarışta 30 profesyonel bisikletçinin sergilediği performansın 3 egzersiz şiddeti için dağılımını ortaya koyuyor. Diğer araştırmalarla bezer şekilde 21 günlük turda sporcuların 1. şiddet düzeyinde geçirdikleri sürenin daha fazla olduğu, 5 ve 8 günlük turlarda ise sporcuların çoğunlukla 2. şiddet düzeyinde efor sergilediği gözleniyor. 21 günlük turun ilk 7 gününde 3. şiddet düzeyinde sürdürülen egzersiz süresi 5 ve 8 günlük yarışlarla paralel iken 21 günlük mücadelenin 2. ve 3. haftasında sporcuların yüksek şiddetli efor sergileme kapasitesinin de düştüğü gözleniyor.

Fransa Turu organizatörleri bu yıl, dört gözle beklenen ve Vendee’de “Triumph Sign” arenasında Roma dönemi kostümleri içindeki Gladyatör gösterileri ardından 22 takımdan 198 sporcunun seyircilerle buluştuğu takım tanıtımını “Tur’un Gladyatörleri” başlığıyla manşetlere taşımıştı. Yukarıda saydığımız nedenlerle çok ağır bir yüklenme anlamına gelen ve herbiri 21 gün süren bu turların grand tur adıyla anılması, yarışan sporculara modern çağın gladyatörleri benzetmesinin yapılması çok da haksız değil. Aynı sezonda birden fazla grand turda yarışarak başarılarıyla efsaneleşen bisikletçileri bu vesileyle tekrar hatırlayalım. Bu sporculardan ilki aynı sezonda üç büyük turu, 1989, 1990 ve 1991 yıllarında ard arda üç kez tamamlamayı başaran tek bisikletçi olma ünvanını koruyan İspanyol Marino Lejarreta. 1992-1993 yıllarında iki yıl üst üste İtalya ve Fransa Turunu kazanan bir diğer İspanyol bisikletçi ise Miguel Indurain. İtalya-İspanya ikilemesine adını yazdıran Eddy Merckx (1973), Giovanni Battaglin (1981) ve Alberto Contador (2008), İspanya ve Fransa turunda çifte zafer yaşayan Anquetil (1963) ve Hinault (1978) ve İtalya ve Fransa Turu’nda aynı sezonda lider mayoyu üzerine giymeyi başaran Marco Pantani (1998) bisikletin efsane isimleri arasında yerlerini alırken aynı sezonda imza attıkları başarılarla övgüyü hakediyor. Bu yıl ise 3 büyük turda yarışmayı deneyen sadece 3 sporcu vardı. Her üç sporcunun da sprinter olması organizatörlerin yıldız isimleri start listesinde görme ve bu yolla izleyici ilgisine mazhar olma planının parçası gibi görülebilir. Nitekim bu üç önemli isimden HTC-Highroad’un yıldız ismi Mark Cavendish 4.etapta ve Garmin-Cervelo’nun yıldızı Tyler Farrar ise 7. etapta havlu atsada içlerinden birisi İspanya Turu’nun tamamlanmasına bir hafta kala mücadeleyi azimle sürdürüyor. Farrar gibi Nisan ayında TUR 2011’de “Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu”nda yarışan ve hedefinin Dünya Şampiyonası olduğunu söyleyen Ala Jet lakaplı İtalyan sprinter Alessandro Petacchi geriden de olsa 15. etaba kadar gelmeyi başardı. İtalya (2004), İspanya (2005) ve Fransa Turunda (2010) Yeşil Mayo klasmanında üçleme yapmayı başaran sporcu, bakalım aynı sezonda üç turu tamamlamanın fizyolojik yüküyle baş edip bir diğer üçlemeye imza atabilecek mi? 3.sezon finalinden sadece 8 gün sonra Danimarka’da başlayacak Dünya Yol Bisikleti Şampiyonası’nda 5 aylık bu zorlu yarış döneminin performansına yansıması nasıl olacak? merakla izleyeceğiz.

 

Dr.Pınar Arpınar Avşar

Hacettepe Üniversitesi

Spor Bilimleri Fakültesi

@parpinar

 

bisiklet3

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir